Bilişsel Yük Kuramı - Yansıtma

Bilişsel Yük Kuramı John Sweller tarafından 80'li yıllarda ortaya atılarak çalışan belleğin üzerine binen yükün azaltılarak daha etkili çalışmasını sağlanması üzerinde durmaktadır. Bu kuram, yeni bilgilerle baş etme konusunda sınırlı kapasiteye sahip olduğumuzu öne sürmektedir.  Bu konu hakkında araştırmalar, öğrenme sürecinde sınırlı bellek kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceği konusunda öğretim tasarımcılarına önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Bu model uzun süreli hafızanın, işitsel ve görsel bilgi günlük gözlemlerden daha fazla miktarda işlendiğinde veya tekrarlandığında geliştiğini ortaya atar. İnsan beyni daha pratik ve verimli çalışabilmesi adına bilişsel yükünü düşük tutma eğilimindedir.

Temel olarak, çalışan belleğin üzerine binen yükün azaltılarak daha etkili çalışmasının sağlanması üzerinde durmaktadır. Çalışan bellek sınırları içerisinde bulunan; içsel, dışsal ve etkili yük türlerine sahip, çeşitli öğretim tasarımlarıyla kontrol altına alınabilen ve bir görev yürütülürken ortaya çıkan çok boyutlu bir yapıdır.

İçsel + Dışsal + Etkili = Toplam Bilişsel Yük

İçsel Bilişsel Yük & Dışsal Bilişsel Yük 👉 Öğrenmeyi OLUMSUZ yönde etkiler.

Etkili Bilişsel Yük 👉 Öğrenmeyi OLUMLU yönde etkileyerek öğrenmeyi kalıcı hale getirir.

  1. İçsel Bilişsel Yük: Verilen bilgi bütünü küçük parçalar halinde sıralanarak, karmaşık içerikler daha basite indirgenmiş olur.
  2. Dışsal Bilişsel Yük: Örneğin, ders işlenirken koridordan gürültüler gelmesi üzerine öğretmenin kapıyı kapamasıdır. Bu bilişsel yükün azaltılması için alınabilecek bir önlem ise öğretim sürecinde kullanılan yöntem, teknik ve materyallerde açıklık, öğrenene görelik, hedefe yönelik gibi öğretim ilkelerine uyulmasıdır.
  3. Etkili Bilişsel Yük: Bilişsel yüklenmeyi azaltacağından etkili öğrenmenin ortaya çıkmasını sağlar.

Bilişsel Yük Kuramının İlkeleri

  1. Bölünmüş Dikkat Etkisi: Örneğin, matematik sorusu çözümünde çözüm basamakları soruyla birleştirilerek dikkatin dağılmasına sebep olurken, çözüm basamakları ayrı ayrı sunulması bilişsel yükü azaltır.
  2. Gereksizlik Etkisi: Örneğin, grafikle sunulan bilginin aynısı yazıyla sunularak gereksizlik ilkesini ihlali olur, fakat aynı bilginin birden fazla biçimde tekrar sunulması acemi öğrenenler için faydalı olabilir.
  3. Çoklu Kanal Etkisi: Örneğin, animasyon ile yazılı metnin bir arada sunulması bilişsel yükü artırabilir çünkü öğrenen ya animasyona bakacaktır ya da yazıyı okuyacaktır, dolayısıyla bilişsel yük artacaktır.
  4. Rehberliğin Azaltılması: Örneğin, başlangıç düzeyindeki öğrenenlere sağlanan destek ve ipuçları daha fazla olması öğrenen konuyla ilgili kılacağından, deneyimli öğrenenlere ise bu desteğin zamanla azalması öğreneni konudan soğutarak öğrenmeyi etkileyecektir. Deneyimli öğrenenlere, kademeli bir biçimde azar azar destek ve ipuçlarının azalması lazım.
  5. Yalıtılmış Etkileşimli Ögeler Etkisi: Örneğin, seminer ve eğitim sunumlarında kullanılan görsel materyallere önem verilmedir ki öğrenenler materyale baktığında bilgi zihinlerine gelsin, fakat fazla görselleştirme olursa bilişsel yükü artırarak öğrenmede olumsuz etki yaratır ve verilmek istenen mesajı almayabilir.
  6. Çözülmüş Örnek Etkisi: Örneğin, matematik öğretmenleri örnek bir soruyu sınıfta çözüp daha sonra bu soruya benzer sorular sorarak öğretmenin sınıfta göstermiş olduğu örnek sorunun çözümü aynı şekilde öğrenenlerin diğer soruları da çözümlemesini istemektedir. Böylelikle bilişsel yük azaltılarak öğrenme kalıcı hale gelmesi sağlanır.
  7. Bileşen Etkileşimi Etkisi: Öğretim materyali kolay olduğu zaman geçerliliğini yitirmektedir. Örneğin, araba motoru.
  8. Hayal Gücü Etkisi: Örneğin, materyalden bağımsız, yeterli ön bilgiye sahip olan öğrenenlerde etkilidir. Materyal ile ilgili kavram ve süreçler hakkında hayal kurmaları kalıcı bir öğretim yöntemidir.
  9. Uzmanlığın Ters Tepme Etkisi: Örneğin, başlangıç düzeyindeki öğrenenler için sürekli rehberlik sağlanmalı, öğrenenin yetkinliği arttıkça rehberlik de o oranda azaltılmalıdır.

Öğretmenler, bilişsel yük teorisinin ardındaki ilkeleri anlayarak, yeni fikirleri sunmak için kullandıkları yolu optimize edip öğrencilerin bu fikirleri anlamasını daha kolay hale getirebilirler. Öğrenci gereksiz istemlere maruz bırakıldığında bilgi işleme görevi, olduğundan daha karmaşık hale gelerek bilişsel yükün artmasına neden olur. Bu istemler arasında bir sınıftaki gereksiz dikkat dağıtıcılar ve öğretmenlerin bir konuyu anlatmak için kullandıkları yetersiz metotlar sayılabilir. Bilişsel yük iyi bir şekilde yönetildiğinde öğrenciler aşırı bilişsel yükün yeni bellek oluşumuna engel olduğu durumlara kıyasla yeni becerileri daha kolay öğrenebilirler.

Sonuç olarak, çalışan belleğin sınırlı kapasiteye sahip olduğu ve aşırı yüklenirse öğrenmenin, hatırlamanın ve transfer etmenin olumsuz olarak etkileneceğidir. Öğretim materyalleri, yöntem ve teknikleri konu dışı yükü azaltacak biçimde tasarlanmalıdır. Öğrenenlerin çeşitli bilişsel yapılar oluşturmasına destek olunarak etkili yükün azaltılmasına çalışılmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hakkımda

Çoklu Ortam Uygulamalarının Kuramsal Temelleri - Yansıtma